Meşrulaştırma ne demek tarih ?

Hasan

Global Mod
Mod
Meşrulaştırma: Hem Aklın Hem de Kalbin Stratejisi!

Bazen insanlar hayatlarına öyle büyük ve derin anlamlar yüklüyorlar ki, basit bir "neden" sorusu karşısında pek de tatmin edici cevaplar bulamıyorlar. İşte burada devreye "meşrulaştırma" giriyor! Duygularımızı, kararlarımızı ya da davranışlarımızı mantıklı bir şekilde açıklama çabası, kendimizi ve başkalarını ikna etme arzusuyla birleşiyor. Peki, bir şeyin "doğru" olduğunu nasıl kabul edebiliriz? Yani, gerçeklikten biraz daha uzaklaşıp, kendi yarattığımız "doğru"yu nasıl inşa ederiz? Hadi gelin, bu konuyu biraz eğlenceli bir şekilde inceleyelim!

Meşrulaştırma Nedir?

Meşrulaştırma, aslında bir tür psikolojik savunma mekanizmasıdır. Kısacası, yaptığımız ya da düşündüğümüz bir şeyin mantıklı olduğunu, toplumun değerleriyle uyumlu olduğunu düşünmemizdir. Herkesin bir noktada kullandığı bu strateji, insanlara kendilerini ya da başkalarını ikna etme fırsatı sunar. Örneğin, "Ben bunu yapıyorum çünkü herkes yapıyor" ya da "Bu seçim aslında daha iyi bir yol" gibi içsel bir mantık oluştururuz.

Ama işin içinde gerçekten ilginç olan nokta, meşrulaştırmanın sadece bir strateji olmasının ötesinde, insanın hayatta kalma içgüdüsüne dayalı bir ihtiyaç olmasında gizlidir. Çünkü bizler, sürekli olarak çevremizle uyum içinde olmak isteriz. "Toplum ne der?", "Başkaları ne düşünür?" gibi sorular her zaman kafamızda döner. Peki ya çözümü buldunuz mu? Ya da başka bir deyişle, toplumun onayını almak için akılcı bir yol mu arıyorsunuz? İşte burada meşrulaştırma devreye giriyor.

Erkekler ve Kadınlar Arasındaki Meşrulaştırma Farkı: Strateji ve Empati

Hayatın iki temel oyuncusuna bakarsak: erkekler genellikle çözüm odaklı ve stratejik bir yaklaşımı tercih ederken, kadınlar empatik ve ilişki odaklı yaklaşımlar sergilerler. Tabii, bu tamamen klişe bir genelleme değil, ancak geçmişten gelen bir izlenimdir. Erkekler genelde bir problemi çözmek istediklerinde, "Bu adımı atarsam ne olur?" diye düşünürler, sonra çözümü bulurlar ve ona uygun bir strateji geliştirirler. Bu durum, meşrulaştırma konusunda da aynıdır. Erkeklerin stratejileri, genellikle daha mantıklı ve sonuç odaklıdır. "Bu hareketi yaptım çünkü şöyle daha verimli olur" gibi bir mantık ile ortaya çıkarlar.

Kadınlar ise, daha çok ilişkileri ve duygusal bağları göz önünde bulundurarak hareket ederler. Kendisini ya da karşısındaki kişiyi daha iyi anlamaya çalışır, empatik bir açıdan bakar. Kadınlar için meşrulaştırma, yalnızca "doğru"yu bulmakla ilgili değil, aynı zamanda ilişkileri güçlendirmek, duygusal bağ kurmak ve karşılıklı anlayışı artırmaktır. Yani, kadınlar kendilerini ya da başkalarını daha "iyi" hissettirecek meşrulaştırma biçimleri kullanabilirler.

Her iki yaklaşım da aslında insanın kendini ve çevresini anlamaya çalışmasının birer yansımasıdır. Peki, sizce bu iki yaklaşım arasında bir denge sağlanabilir mi?

Meşrulaştırmanın Günlük Hayattaki Yeri

Günlük hayatta meşrulaştırmanın etkisi oldukça büyüktür. En basitinden, bir arkadaşınızla buluştuğunuzda, yeni bir restoranı tercih ettiğinizde, bu tercih genellikle bir şekilde meşrulaştırılır. "Bu mekân çok havalı, sosyal medyada çok beğenildi" ya da "Yemekler harika, şef çok yetenekli" gibi sebeplerle bir restoran seçilebilir. Ancak aslında, o restoranın gerçekten nasıl olduğu ile ilgili pek fazla bilgi sahibi olmayabilirsiniz. Önemli olan, "bunu seçerken doğru karar verdiğinizi" kendinize ve çevrenize açıklamaktır.

Bir diğer örnek ise, dijital dünyada, sosyal medyada yer alan popüler paylaşımlarda gizlidir. Bir fotoğraf paylaşıldığında ya da bir içerik oluşturulduğunda, bunun arkasında bir tür meşrulaştırma vardır: "Bunu paylaşmam gerekiyor çünkü herkes paylaşacak, çünkü bu çok önemli, çünkü..." gibi birçok neden sıralanabilir. Bu noktada meşrulaştırma, yalnızca bir davranışı haklı çıkarmak değil, aynı zamanda o davranışın daha geniş bir çevre tarafından onaylanmasını sağlamak amacını güder.

Meşrulaştırma ve Kendimizi İkna Etme Arasındaki İnce Çizgi

Bazen meşrulaştırma, kendimizi ikna etmenin güzel bir yolu haline gelir. Bir düşünün, sıkça "bu seçim en iyisi" ya da "bu karar doğru" diye düşündüğümüzde, aslında çoğu zaman bunu kendimizi rahatlatmak için yaparız. Ancak bir noktada, bu içsel meşrulaştırma, kişisel gelişimi engelleyen bir tuzağa dönüşebilir. Çünkü gerçeklikten ne kadar uzaklaşırsak, o kadar daha fazla "gerçek" hissetmek isteriz. Bu da, aslında ne kadar mantıklı olduğumuzu sorgulamaya başlamamıza yol açar. Kendi kendimize verdiğimiz güven, bazen doğru kararlar almamıza engel olabilir.

Peki, kendi meşrulaştırmalarımızda ne kadar dürüstüz? Gerçekten doğru bildiğimizin arkasında duruyor muyuz, yoksa sadece bir şeyin "doğru" olduğunu başkalarına kabul ettirme çabasında mıyız?

Sonuç: Gerçekten Haklı Olmak mı, Yoksa Haklı Gibi Görünmek mi?

Sonuçta, meşrulaştırma, kendi içsel dünyamızda bir tür strateji ve psikolojik savunma mekanizmasıdır. Fakat, bu stratejiyle ne kadar doğru kararlar aldığımızı sorgulamak önemlidir. Belki de "haklı" olmak ve "haklı gibi görünmek" arasındaki farkı anlamamız gerek. Yani, kendimizi meşrulaştırmaya devam ederken, bir yandan da gözümüzü açık tutarak ve sorgulayarak ilerlemeliyiz. Unutmayın, bazen doğru bildiğimiz şeyler, aslında düşündüğümüz kadar doğru olmayabilir!

Peki siz ne düşünüyorsunuz? Kendi meşrulaştırmalarınızda ne kadar dürüstsünüz?
 
Üst