Bir gün dedim ki istemem artık ne yer ne yâr ?

Yaren

New member
Bir Gün Dedim ki: İstemem Artık Ne Yer Ne Yâr?

Toplumlar ve Kültürler Arasında Tükenişin Evrensel Hali

Bir Sözden Dünyalara Açılan Kapı

Geçenlerde bir arkadaş sohbetinde biri derin bir iç çekip şöyle dedi: "Bir gün dedim ki, istemem artık ne yer ne yâr..." Hepimiz sustuk. Cümle sanki odadaki bütün duyguları ele geçirmişti. Bu sadece bir bıkkınlık ifadesi değil, dünyanın farklı köşelerinde insanlar için anlamı değişen ama duygusu evrensel bir haykırıştı. Kimi aşk yorgunluğuyla, kimi toplumsal baskılarla, kimi hayatta anlam arayışı içinde söylüyor bu sözü. İşte bu yüzden farklı kültürlerin bu cümleye nasıl anlamlar yüklediğini düşündüm ve ortaya bu yazı çıktı.

Batı Toplumlarında “Birey”in Yorulduğu Nokta

Batı kültürlerinde, özellikle bireycilik temelli Anglo-Sakson toplumlarında, bu söz çoğu zaman tükenmişliğin ve duygusal izolasyonun bir ifadesi olarak karşımıza çıkıyor. ABD, İngiltere, Kanada gibi ülkelerde insanlar genellikle bireysel başarıya odaklanıyorlar. Erkekler, toplum tarafından sürekli üretken olmaya, "kazanan" olmaya şartlandırılıyor. Bu ortamda “yer” yani maddi hedefler, ve “yâr” yani romantik ilişkiler zamanla birer yük haline gelebiliyor.

Kadınlar açısından ise durum biraz farklı. Batı’da kadınlar genellikle hem profesyonel başarıya hem de duygusal dengeye ulaşmaya çalışırken iki arada bir derede kalabiliyor. Sosyal ilişkilerdeki kopukluk ve yüzeysellik, onların bu sözü bir boşluk ifadesi olarak kullanmasına neden oluyor. “Artık ne yer ne yâr istemem” sözü burada, duygusal yorgunluğun bir manifestosu hâline geliyor.

Doğu Toplumlarında Aşkın ve Sadakatin Yükü

Asya kültürlerinde –özellikle Japonya, Çin ve Hindistan gibi ülkelerde– bireyden çok toplumun öncelendiği görülür. Burada “yâr” genellikle aile tarafından seçilir, “yer” ise toplumun statü merdiveninde bir basamaktır. Japonya’da karoshi (aşırı çalışmaktan ölüm) vakalarının yaygınlığı, bu kültürlerde "yer" arayışının nasıl bir baskıya dönüştüğünü gösterir. Bir gün her şeyi bırakma arzusu, Doğu'da daha çok bastırılır; çünkü görev bilinci ağır basar.

Ancak özellikle genç kuşaklarda bu söz bir tür isyanın simgesi hâline gelmiş durumda. Sosyal medyada “逃げたい” (Kaçmak istiyorum) gibi etiketler altında Japon gençlerin benzer duygularını ifade etmesi yaygın. Kadınlar, geleneksel evlilik ve annelik rollerinden, erkekler ise kariyer baskısından sıkıldıkça, bu cümle yeni bir kuşağın iç sesi oluyor.

Ortadoğu ve Akdeniz Kültürlerinde Kalbin Dili

Türkiye, Yunanistan, Lübnan gibi sıcak iklimlerin sıcak kalpli insanları için bu söz, dramatik ama içten bir duygunun dışavurumudur. Bizde “istemem artık ne yer ne yâr” dendi mi, işin içinde aşk vardır. Acılı bir türkü, derin bir ayrılık, ya da hayattan bıkış... Ama aynı zamanda bu, bir direnme biçimidir. Yani tam bıraktım dersin, ama gönül hâlâ oradadır.

Bu coğrafyada erkekler için “yer” çoğunlukla güç, mevki, parayla; “yâr” ise sahiplik duygusuyla tanımlanır. Bu yüzden tükenme, çoğu zaman sahip olamama acısıyla gelir. Kadınlar ise daha çok ilişkilerdeki duygusal tatminsizlikten, toplumsal rollerden yorulur. Bir kadının bu sözü söylemesi, genellikle kendi içsel özgürlüğünü yeniden inşa etme çabasının ilk adımıdır.

Afrika ve Latin Amerika’da Umutla Gelen Vazgeçiş

Afrika toplumlarında “yer” çoğu zaman geçim demektir; “yâr” ise aile, topluluk, aidiyet... Nijerya’dan Brezilya’ya kadar birçok toplumda insanlar bu sözü, yaşadıkları sosyo-ekonomik zorlukların ortasında bir umut ışığı gibi kurarlar. “İstemem artık ne yer ne yâr” bir vazgeçiş değil, geçici bir duraktır aslında. Yeniden doğuşun habercisidir.

Kadınlar burada çoğunlukla topluluğun yükünü omuzlarında taşır. Yârden vazgeçmek, kendini ve çocuklarını koruma stratejisidir. Erkekler ise ayakta kalmak için bireysel güçlerini gösterme çabasındadır. Ne var ki, her ikisi de zaman zaman yorulup bu sözü dile getirir; ama o söze yüklenen anlam, bir son değil, başka bir başlangıçtır.

Küreselleşme ile Yalnızlığın Evrenselleşmesi

Modern dünyada artık kültürel farklar silikleşiyor. Sosyal medya, göç, dijitalleşme... Bütün bu dinamikler, “istemem artık” diyen sesleri çoğaltıyor. Y kuşağı, Z kuşağı, sınır tanımadan aynı duyguda buluşuyor: Tükenmişlik. Kültürel kodlar hâlâ etkili, evet, ama bireyin iç sesi artık daha çok duyuluyor. Erkekler hâlâ başarı peşinde koşuyor; ama “ne uğruna?” diye sormaya başladı. Kadınlar ise ilişkilerin sadece “bulunması” değil, “anlam taşıması” gerektiğini vurguluyor.

Son Söz: Bu Cümle Bizden Biri

“Istemem artık ne yer ne yâr” demek, sadece vazgeçmek değil, durup düşünmek demek. Bu sözün hangi kültürde söylendiği değil, ne hissettirdiği önemli. Kimileri için bu bir şiir, kimileri için bir veda. Ama hepimiz için, insan olmanın en derin yerinden gelen bir haykırış.

Ve belki de bu yüzden, dünyanın dört bir yanındaki insanlar aynı anda aynı cümleyi mırıldanıyor: “Bir gün dedim ki, istemem artık ne yer ne yâr...”

Ama bir gün, belki yine deriz: “İstiyorum, ama başka bir yer, başka bir yâr.”
 
Üst